Firma olarak 2011 yılı içinde çevre dostu çalışmalarına devam edeceklerini belirten Kütahya Seramik Fabrikalar Müdürü Celal Üstündağ, bu çerçevede “İkinci oksijen yanmalı frit fırınını” devreye alacaklarını açıkladı. Bu sayede doğaya yüzde 65 gibi bir oran düşüşüyle 150 bin metreküp/ay daha az gaz salımı gerçekleştireceklerine dikkat çeken Üstündağ, “Kütahya Seramik bünyesinden çıkacak atık su, devir-daim işlemiyle tamamen fabrika bünyesinde kullanılacak. Böylece doğa daha fazla korunmuş olacak” dedi.

Çevre yönetiminin dışında pazar payı artırımı ile fabrika modernizasyonu hedeflerinin de bulunduğunu belirten Üstündağ, bu yıla dair pazar payı hedeflerinin satış miktarını ve ortalama satış fiyatlarını yüzde 10 artırmak olduğunu açıkladı. Üstündağ, fabrika modernizasyon hedefleri çerçevesinde ise aşırı fiyat kirliliklerinin yaşandığı ekonomik alt grup ürünlerin üretildiği fabrika hatlarında modernizasyona gideceklerini, böylece bu gruptaki üretim ve satış miktarını en aza indirmeyi planladıklarını aktardı. 2010 yılının tüm sektör için iyi bir yıl olduğunu dile getiren Üstündağ, Kütahya Seramik olarak 2007 yılından itibaren toplamda yüzde 70’lere varan bir büyüme gerçekleştirdiklerini de anımsattı.
Kütahya Seramik olarak şu anda Türkiye’nin en büyük seramik showroom’larının sahibi olduklarının altını çizen Üstündağ, Antalya, İstanbul Mecidiyeköy, İstanbul İmes Yolu, Kütahya ve İzmir’de beş yeni showroom açtıklarının bilgisini verdi. Üstündağ, yeni ve üst grup ürünlerini daha iyi teşhir edebilmek için showroom çalışmalarının süreceğini aktardı.
Ar-Ge merkezi çalışmalarını bu yıl tamamlayacak
Bu yıl içinde dijital serilerini tam anlamıyla pazara sürerek başlattıkları Ar-Ge yapılanmasını (Ar-Ge merkezi çalışması) tamamlayacaklarını söyleyen Celal Üstündağ, Kütahya Seramik Ar-Ge bölümünün şu anda sektördeki hiçbir fabrikanın sahip olmadığı bir sistem üzerine kurulduğunu savundu. Firmaları bünyesinde iki Ar-Ge’nin bulunduğunu ve bunların devamlı olarak birbirleriyle rekabet halinde olduğunu dile getiren Üstündağ, “Bunlar, sınırsız çalışma anlayışıyla faaliyet yürütüyor. Bu sayede üreticilik ve yaratıcılık çok daha fazla oluyor. Teknik ekibimizde 29 mühendis görev yapıyor ve altı tanesi sürekli Ar-Ge faaliyeti gerçekleştiriyor. Kütahya Seramik Ar-Ge departmanı, yeni oluşturacağı ara ürün, nihai ürün ya da proses iyileştirmelerinde kalite, fonksiyonellik ve farklılık ile ekonomiklik gibi üç parametreyi dikkate alarak çalışıyor. Anlayışımızca bu parametrelerden herhangi birinden yoksun olan Ar-Ge ürünü pazarda aynılaşacak ve kendine bir yer bulamayacak” diye konuştu.
Türkiye, kapasitesiyle dünya seramik pazarında altıncı
Firmalarının 1989 yılında faaliyete geçtiğini belirten Celal Üstündağ, yaptıkları doğru zamanda doğru yatırımlarla bugün 20 milyon metrekare/yıl kapasiteye ulaştıklarını söyledi. Firmaları bünyesinde yaklaşık bin kişiye istihdam sağladıklarını belirten Üstündağ, bin 400 farklı ürün çeşidiyle de ürün çeşitliliği konusunda rakiplerinden ayrıldıklarını kaydetti. Üstündağ, duvar karosu, yer karosu, sırlı porselen karolar, üç boyutlu karolar, cam mozaik ve bordür-dekor üretimi alanlarında faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti.
Türkiye’nin seramik pazarında önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Celal Üstündağ, dünya ülkeleri arasında kapasite olarak altıncı, kalite ve beğeni olarak da üçüncü sırada bulunduğunu söyledi.
Dünyada oluşan kriz ortamlarından fayda sağlayıp gelişen Türk seramik dünyasının krizler sırasında gerileyen Avrupa ve antidanping uygulamalarla fiyattaki rekabet avantajını kaybeden Çin ile rekabet ortamını artırdığını belirten Üstündağ, bu sayede Türk seramiğinin dünyada pazarında daha fazla yol kat ettiğini kaydetti.
Türk seramiğinin dünyada ucuz seramik olarak bilindiğini ifade eden Üstündağ, “Bazı firmalar, Avrupa’da pazar edinmek için fiyat odaklı satışlar gerçekleştiriyor, ihracat pazarında rekabet gücümüzü azaltıyor. İhracatımızda satış fiyatı oranları, rakip ülkelerle kıyaslandığında yarı oranda düşük. Bu durum Türk seramiği için olumsuz bir durum. Ucuz ürün satışı, sonu olmayan bir strateji ve bu strateji ile rakiplerimizle rekabet edilemez” ifadelerine yer verdi.
Teknoloji ve lojistik sıkıntılarının da sektörde önemli sorunlara neden olduğunu vurgulayan Üstündağ, kimi malzemelerin lojistiğinin malzemenin kendisinden daha pahalıya mal olduğuna işaret etti. Bu çerçevede vergi indirimleri, tren yolları ticaretinin artması gibi devletin müdahalesini gerektirecek konularla üreticiye katkı sağlanmasının önemine dikkat çeken Üstündağ, “Sektörün bir başka sıkıntısı da teknolojik olarak İtalya ve İspanya gibi ülkelere sürekli bağımlı kalınması. Türk firmalar, bu bağımlılık kalkmadığı sürece, taklitçi bir ülke olmaya devam edecek ve rekabet zorluğu da gittikçe artacak” dedi.















